cuma kafası #2


Merhaba sayın okuyucu,
Bomboş geçen bir haftadan sonra artık kendinize daha çok vakit ayırabileceğiniz bir hafta sonuna yaklaştınız. Bu günü de atlatınca güzel bir hafta sonu sizi bekliyor ya da sabahın köründe kalkıp işinize gidip Pazar olmasını bekleyeceksiniz. Neyse, biz yine de mutlu geçireceğiniz bir tatil günü dileyelim.
Sizin için vakit ayırdık ve orada burada neler var, ne dinlesem, ne izlesem içerikli bir paylaşım hazırladık.

Ne izlesem?
Bu hafta vizyona yine üç-beş film girdi. Karayel Poyraz, Şimdiki Zaman, Ginger & Rosa, R.I.P.D bunlardan birkaçı. Hangisini önersek bilemedik, siz en iyisi film izlemek istiyorsanız patlatın mısırınızı evinizde açın güzel bir film. Örneğin internetin nimetlerini falan kullanın ve Upstream Color’ı izleyin. Kafanızı yorun, hayata ve doğaya çok farklı yönden bakmaya çalışın. Ufkunuzu genişletin.


Ne dinlesem?
Eylül sonunda geldi, o yapış yapış mevsimden sonra içimizin huzurla dolacağı günler kapımızda. Müneccim değiliz tabii ama biz öyle hissediyoruz. Yağmurları kim sevmez ki? Islanmayı sevmeyebilirsiniz ama izlemek huzur verir insana. Bu yüzden yağmurlu bir günde buradaki albümleri dinleyebilirsiniz. Hala bulutlar ağlamaya başlamamış ve siz biraz rahatlama arzuluyorsanız ise sizin için hazırladığımız çekme kasetimizi dinleyebilirsiniz.

Ne okusam?
Dumanı üstünde bir sürü kitap mevcut, internet sitelerinin de indirimleri hala devam ediyor. Aynı parayla daha çok kitap almak istiyorsanız internet üzerinden alın deriz fakat kitabı elinizde tutarak içine şöyle bir bakarak almayı sevenlerdenseniz gidip gezin, dışarı çıkmış olursunuz. Bizim önerimiz bir Thomas Mann kitabı Venedik’te Ölüm. Uzun öykü kategorisinde olan bu kitaba alışveriş sonrası oturduğunuz bir kafede filtre kahvenizi yudumlarken başlayabilirsiniz. Aşırı klas oldu.

Nereye gitsem?
Rock N Cock’a gidebilirsiniz pekala ama biletiniz yoksa bilemeyiz. Alışveriş merkezlerine gitmeyin de nereye giderseniz gidin. Bu hafta alışverişe ihtiyacınız yok kabul edin, gidin tek başınıza bir parka oturun. Gölgelik olsun. Şöyle derin bir nefes alın. Aslında yaşamak ne kadar da güzel değil mi? Hayat çok kısa, onun değerini anlamak için bile. Bunu fark etmek için çok geç olmaması için azıcık çaba gösterin. Parka oturduğunuzda şöyle etrafa bakınmayı da unutmayın. Çok da dikizlemeyin milleti. İstanbul’daysanız Cevahir’e gidin, renkler güzel, renklerden korkmayın.



Bi’ site var,
Bira içmeyi seviyorsunuz, dünyada binlerce farklı bira var, dizayn olsun tat olsun tümüyle birbirinden farklılar. Beer Labels in Motion adlı Tumblr sitesi tahmin edeceğiniz gibi şişeler üzerindeki logoları/tasarımları hareketlendiriyorlar. Takip etmek farz diyoruz ve büyük günah işliyoruz.

Başınıza bir iş gelmezse haftaya yeniden bekleriz.
paylaş:

0 YORUM:

Yorum Gönder